Filmin konusu şöyle; Bob adlı bıyığı terli bir genç blogger, blogunda yazdıklarıyla, farkında olmadan gelişimi 1000 yıl sürecek bir ütopik toplumunun temellerini atar. Atar atmasına ama bin yıllık bir zaman dilimini etkileyip de, öyle hiç bir şey olmamış gibi arkasına yaslanıp yatamaz. Gelecekten gelen anti-ütopik yaratıklar, daha ütopya ortaya çıkmadan önce onu yoketmek isterler. Ama önce tüm bloggerlar'ın cesedini çiğnemeleri gerekir, değil mi? Neyse, daha fazla lafı uzatıp da es kaza bir ütopyanın ortaya çıkmasına mahal vermeyelim, aman diyeyim.
bir dönem etkisinde kaldığımız ve izlediğimizde bize görsellikte ilkleri yaşatan filmlerimize devam ediyorum... bu sefer görece biraz daha yeni yapımlar. hemen herbirinin mutlaka sıkı hayranları vardır diye tahmin ediyorum :)

bizi mars'a taşıyan, orda hayat kuramamızı sağlayan film... hatırlarım da trt haber'de bu filmde kullanılan efektlerden bahsetmişti, hatta o sahne şeydi hani arnold abimiz'i kovalıyorlar ve bir dedektör gibi birşeyin içinden geçiyor... x-ray cihazı olan bu dedektörden geçenlerin kemikleri yansıyordu ve eğer bir yerinde silah taşıyorsa o bir uyarıyla renklendiriyordu... o sahneyi göstermişti haberde, hatta arnold abimiz o dedektörü parçalayıp içinden geçip kaçıyordu... sadece o mu? mars'ın görselliğinden bahsetmeme gerek bile yok, hani burnundan vericiyi çıkardığı sahne ya da robot sürücülü taksi şöförü... peki sanal tatil için gittiği recall firmasında olanlar vs baş döndürücü :) hatta marsdaki insanların tipleri, bardaki o 3 memeli hatun.. ne detaylar öyle, 90'lar'ın o günkü acemileri olan bizler için en iyi efekt dalında oscar almış bu film bir başyapıtdı...

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.