
1. Blade Runner (1982)
2. 2001: A Space Odyssey (1968)
3. Star Wars (1977)
4. Alien (1979)
5. Metropolis (1927)
oyy ne uzun ara oldu yahu :) olsun...

efenim gerek uzay gemilerinin tasarımı olsun, gerek kullanılan aparatlar olsun kendisinden sonra gelecek olan bir çok filme standartlar oluşturmamış mıdır bu film? bir çok kaliteli, kalitesiz yapım o uzay gemilerinin siyah ve koşeli yapılarını benimsememiş midir? silahları, cyborgları hepsi alien ürünü değil midir derim.. hele böyle bir filmin kahramanının bir kadın olması ayrı bir özellik ve de güzellik.. erkek robotu cart diye ortasından ayıran alien, kadının kullandığı kargo robotuyla giriştiği mücadeleyi uzaya savrularak kaybediyordu... yahu korku filmlerinden acaip korkan ben, durup durup izleyen gene ben :) bu çoklamanın da ilk filmini sayarım gerisini saymam.. onlar da hoştur da ancak en son predatorlu vs li yaptılar, beni benden aldılar... nefret ettim bu popüler kültür şeysinden...




1. 2001: a space odyssey
2. star wars: episode IV-a new hope
3. E.T. the extra terrestrial
4. a clockwork orange
5. the day the earth stood still
6. blade runner
7. alien
8. terminator 2: judgment day
9. invasion of the body snatchers
10. back to the future
1979 yılında Giger’ın eşsiz tasarım yeteneği, Ridley Scott’ın dehasıyla birleşince, tüm bir kuşağın kabuslarına girecek vahşet ve hayatta kalma sembolü Alien ile tanışmıştı modern dünya. Karanlık, ürkütücü atmosferdeki muhteşem katil, Scott’ın adeta ilkel benliğe övgüsü ve dönemin koşullarında dahi aykırı kalan anarşist haykırışı idi.


Herkes Ridley Scott'un kült filmi Yaratık'ı bilir. Filmde Ripley adlı karakter, başka canlıların vücuduna girerek yaşayan ve beslenen ardından içinde bulunduğu canlının vücudunu terkederek öldüren bir canlıyla uğraşmaktadır. Bu canlı varlık üremek için seçtiği canlıların yüzüne yapışır ve içlerine yumurta bırakarak yeni bir canlı çıkmasını sağlardı.Şimdi bilim kurgu ile gerçekliğin ne alakası var diyeceksiniz? Dünya'da da buna benzer bir eylemi yapan yaratık var.Adı Pepsis olan bu yaban arısı da yakaladığı Tarantula'yı bayıltıp içersine yumurtasını bırakıyor. Ardından onu uygun bir yerde çukur kazıp oraya bırakır. Tarantula felç olduğu için hareketsizdir ama yaşıyordur (Film'de de zaman zaman yaratık avlarını yakalar ve etraflarını bir mukozayla sarardı. Böylelikle kaçamazlardı.). Sonrasında Tarantula'nın içinde büyüyen yavru onun bedeni yiyerek daha da büyür ve yaşar.
Şimdi insan sormadan edemiyor. Bilim kurgu esasında gerçek bir olaydan alınmış olabilir mi? Ridley Scott'ta içerik hırsızlığı mı yaptı acaba?

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.