Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan kodaman.org'da: "Silverlight'a Giriş"

Etiket:

distopya hakkındaki yazılar:

\
bir çizgi roman uyarlaması olan surrogates'in başrollünü bruce willis oynuyor. hikayesi oldukça ilginç olan yapım 2017 yılı dünyasını yansıtıyor beyaz perdeye. insanların sosyal olmak için robotları kullandıkları dünyada, gerçek bedenler "güvenli" evlerinde bir bilgisayar aracılığı ile robot bedenlere bağlıdır. onlar ne görür,duyar, hissederse gerçek beden de onu hissedecektir. hatta evlilikler bile robot bedenler ile yapılmakta, birbirlerine "gerçekte" hiç dokunmamış ve hiç birzaman biraraya gelmemiş kişiler yaşamlarını beraber sürdürmektedirler. gerçekliği, sosyal yaşamı ve algılayışlarımızı sorgulayan film, bunu bilim kurgu temalı bir dedektiflik hikayesi ile sunuyor bize.
\

rastgele saldırılara uğrayıp yokedilen surrogatelerin sahipleride hemen ardından ölü olarak bulunmaktadır. detektifimiz de bu cinayetlerin peşindedir.
film çözüme ulaşırken, çevredeki manzara insanların sosyal yaşamlarındaki maskelerin ardını görmemiz için gerekli pencereyi aralamaya çalışıyor, çeşitli ip uçları da sunuyor.
ülkemizde 25 eylül 2009 da gösterime girecek filmin fragmanı burada.
\
Spacer
  • emsvizyon
  • 4 yorum var
  • 17 Haziran 2009 17:17

\
başrollerini Nicolas Cage ve Rose Byrne'ın paylaştıkları filmin yönetmeni,Alex Proyas. dünya'nın yok oluşu ve varoluşa dair enteresan bir yaklaşım sunan knowing'in konusu kısaca şöyle; 50 yıl önce bir kız çocuğu bir kağıda o günden dünyanın sonuna kadar olacak bir çok önemli olayı tarih ölüm sayısı ve koordinatlarına göre kodlayarak yazacaktır.bu kağıt 50 yıl sonra olayın kahramanının eline geçtiğinde kovalamaca, engellemeye çalışmak vb bir çok aksiyon başlar.
şahsen filmi beğenmedim değil ama öyle derin bir felsefe bir şaşkınlık yaratacak durumla da karşılaşmadım hani. hatta filmin ilk yarım saatinde sonunun nereye bağlanacağını çözmüştüm desem yeridir, ancak insan yine de bir ümit ile sonunu merak ederek izliyor.
nicolas cage faciası olmaktan korktuğum, ikinci bir next vakası olabileceğini düşündüğüm film bu endişelerime nazaran bence hiçte fena değil.
sonunda ise hayda diyorsunuz, ama bu "haydaa" filmin sonundan çok filmin sonunda kullanılan temadan oluyor diyebilirim.
\

ha ayrıca sanki küresel ısınmaya da kendilerince bir yorum katmışlar ( esasında mualif bir yaklaşım sanki ).son olarak derim ki vakit geçirmek için güzel bir seyirlik. fragmanlar
Spacer
  • emsvizyon
  • 1 yorum var
  • 07 Mayıs 2009 19:19

\

İnsansız dünya, şüphesiz bir çok postapokaliptik,distopik bilimkurgu kitabı ve filminin konusu olmuş, bir çok insan için de heyecan verici bir kavramdır. Tübitak'ın hazırladığı Bilim ve Teknik dergisinin Kasım 2007 sayısının konusunu siz ucandaire.org takipçileriyle paylaşayıp bu konu hakkında fikir yürütelim istedim.

Alan Weisman, 2005 yılında Discover dergisinde yayınladığı ve yılın en iyi bilim yazılarından biri seçilen "Earth Without People" da New York başta olmak üzere genel olarak gezegenin insan yok olduğunda ne gibi aşamalardan geçeceğini anlatıyor. Aynı yazarın temmuz 2007'de yayınladığı world without us isimli kitabı bu konu üzerinde daha fazla kafa yoruyor.

Spacer

37.sırada 1972 yapımı Slient Running var
37.sırada 1972 yapımı Slient Running var

bu listede başlığından anlaşılacağı üzere 50 adet "en iyi" distopya türünde filme yer verilmiş. listenin çoğunluğunda aşina olduğumuz filmlerin yanı sıra, kimimizin adını dahi duymamış olabileceği filmler de var.. bu günlerde ne izlesem diye düşünen bilim kurgu - ütopya severlere fikir vereceğini düşünüyorum. listenin 50. sırasında benim pek beğenmediğim Equilibrium var, 1. sıradaysa saygıdan olsa gerek( gerçi hak ediyor doğrusu) 1927 yapımı Metropolis var. listeye girmemiş ama değinilmiş , running man ya da avalon gibi yapımlar da unutulmamış...
Spacer
  • emsvizyon
  • 2 yorum var
  • 02 Ekim 2007 09:29

\

George Lucas'ın ilk uzun metrajlı bilim kurgu denemesi. Distopya kategorisinde yer alan film konu itibariyle Aldous Huxley in Cesur Yeni Dünyası ile George Orwell'ın 1984'üne benzer öğeler içermekte.
25. Yüzyılda insanların robotlar gibi duygusuz ve hissiz olduğu sayı ve kodlarla tanımlandığı bir dönemi izliyoruz,devlet sistematik olarak uyuşturucularla insanları köleleştirmektedir.Bir fabrika işçisi olan THX 1138, LUH 3417 ile aynı evi paylaşır, LUH bir kadındır ama elbette cinsellik otorite tarafından yasaklanmıştır. Birgün LUH ve THX otoritenin uyuşturucularını içmeyi reddeder ve yeniden yokedilmek istenilen insani duyguları yaşamaya başlarlar ama derler ya "kölenin en büyük korkusu efendisini yitirmektir" bir ispiyon sonucu durum ortaya çıkar... LUH ölür, ölüme mahkum edilen THX ise kaçmak zorundadır...
Filmle ilgili daha geniş bilgiyi buradan alabilirsiniz
Spacer
  • blacknymph
  • 14 yorum var
  • 11 Mayıs 2007 16:42

etiket menüsü

Bu Site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

coktutulan

network siteleri

RSS & Pillikutu