Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "SyFy, Battlestar Efsanesini Genişletecekmiş"

Etiket:

hafıza hakkındaki yazılar:

\

Bir bilim kurgu klasiği olan Solaris, düş gücünün de ötesinde, hafızamızda yer alanların gerçeğe dönüştüğü ilginç bir deneyim yolculuğuna çıkartıyor bizi. Solaris denen okyanus gezegeninin yörüngesindeki uzay istasyonuna yapılan yolculuk, bu deneyimin başlangıcı oluyor. Yaşam, ölüm, gerçeklik, ölümsüzlük gibi birçok kavramı da beraberinde sorgulamaya iten konusuyla, aşkı, romantizmi, vicdani değerleri ve pişmanlığı beraberinde harmanlayan Solaris, bir felsefik bilimkurgu başyapıtı.

İlk olarak 1961 yılında Stanislaw Lem tarafından kaleme alınan romanında, Solaris gezegenine yapılan uzay seyahati ve bu gezegenin

\
okyanusu üstünde geçirilen sürenin, insan beyninin derinliklerine ulaşan analizin bir yansıması olarak nitelendiriliyor. Daha sonra The Mirror (Zerkalo), Stalker gibi filmlerin yönetmeni Andrei Tarkovsky imzalı 1972 yılı Rus yapımı Solaris (Solyaris) ile beyaz perdeye aktarılan roman son olarak yönetmenliğini Steven Soderbergh’ in üstlendiği, başrollerini George Clooney ve Natascha McElhone’ un paylaştıkları 2002 yılı American yapımı Solaris izleyicinin beğenisine sunuluyor.

Spacer

 Douglas Quaid'in beynine anı ekimi yapılırken.
Douglas Quaid'in beynine anı ekimi yapılırken.

Mars hakkındaki değişik bilim kurgulardan olan Gerçeğe Çağrı (Orjinal adıyla Total Recall) filmini izlemişsinizdir. Eğer izlemediyseniz öneririm. Filmde, Mars'ta yaşamanın hayali olduğu bir dönem anlatılmaktadır. Bu dönem içersinde kahramanımız Douglas Quaid, Mars'a gitme hayali kurmaktadır. Quiad, para karşılığı insanların beynine anı eken bir şirkete başvurur ve 15 günlük bir Mars seyahatı ister. Bu seyahat anısı sayesinde Mars'a hiç gitmemiş olmasına rağmen sanki Mars'ta 15 gün tatil yapmış ve eğlenmiş olduğuna dair bir anıya sahip olacaktır. Bedeni bir sandalyedeyken kendisini Mars'a gitmiş ve yaşamış olarak görecektir. Filmde olduğu gibi yapay yollarla ya da rüyalar vasıtasıyla oluşturulan ortamlarla gerçek hayattaki ortamlar arasında pek bir fark yoktur. Her ikisinde de gördüklerimizin hepsini beynimizde görürüz. Uzak sandığımız gezegenler esasında beynimizin içine sıkıştırılmış algıdan başka bir şey değildir.
Bilim kurgunun bu boyutunun gelecekte gerçek olabilmesi mümkün olursa anılarını kaybeden insanlar tekrardan anılarına kavuşabilirler belkide. Tabii bu olay o zaman bilim kurgu olmaktan çıkıp bilimin kendisi olur.

Spacer
  • Catik
  • 4 yorum var
  • 08 Mart 2007 13:32

etiket menüsü

çok tutulan hafıza yazıları

Bu Site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

coktutulan

network siteleri

RSS & Pillikutu