Türkiye'de kısa film hem toplumsal hem ticari anlamda pek kabul edilmemiş hatta kısa filme gönül verenlerin bile hor gördüğü, çok nadir kaliteli işlerin üretildiği bir tür idi. Fakat son yıllarda büyük bir değişim yaşanıyor. Ve bu değişimin en güzel meyvelerinden biri, Ahnectha.

Görsel zenginliği, sinema dili, hikayesi ve çok daha önemlisi bize yabancı olan bir bilimkurgu alt türü olan steampunk ile dikkat çekiyor ve bizi umutlandırıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon ve Görsel İletişim Tasarımı bölümleri öğrencisi Can Eren'in yazıp yönettiği Ahnectha hiç bir profesyonel destek olmadan tamamen bir öğrenci projesi olarak yapılmış bir eser. Bütün ekibe teşekkür ediyor ve size iyi seyirler diliyorum.
Filmi izlemek için tıklayınız.

Perdido Street Station, China Mieville’in kendi yarattığı steampunk dünyası Bas-Lag’da geçen ilk romanı.
Kitabımız birbirinden garip ırkların gettolarında yaşadığı, büyüyle teknolojinin iç içe geçtiği, Viktorya Londrası’ndan esinlenerek yaratılmış sanayi şehri New Crobuzon’da geçiyor.
Bu sekiz yüz küsür sayfalık, tuğladan biraz hallice, kitapta Mieville’in usta anlatımı sayesinde, bir anda şehrin karanlık atmosferinin içinde buluyorsunuz kendinizi.
Kazuhiko Nakamura nın çalışmalarına rastlayınca, bir iki örnek ve link vermek istedim...
automaton




Bilimkurgu aleminin tarih öncesi diye adlandırabileceğimiz sanayi dönemi öncesi eserlerini göz önünde bulundurmadığımız taktirde gerçek anlamda dünyayı sarsan ilk bilimkurgu eserlerinde sanayi döneminin buhar, çelik ve insan emeğinden oluşam muhteşem makinelerinin, onların doğayı yeniden şekillendirmelerinin ve bu olayın nostalji ile yenilik duyguları arasında insanlarda yarattığı ikilemde kalma durumu üzerindeki etkilerinin ne kadar büyük olduğunu görebiliriz.
Marry Shelley tarafından yazılmış olan Frankenstein ilk ve hala en etkili steam punk romanları içerisinde yer alır. Dr. Frankestein’ın yaratısı buhar gücü ile hareket eden bir canlıdır; farklı insan parçalarından oluşan golem buhar ve elektriğin –ilk dönem sanayisinde en büyük güç simgeleri- can verdiği bir ölüdür aslında ve bize yaratımızın kontrolümüzde mi kalacağı yoksa bizi yok mu edeceği konusunda Asimov ve Harbert’a kadar kalıcılığını korumuş olan ilk soruları sordurtur.

Steamboy, Katsuhiro Otomo'nun Akira'dan sonra çıkarttığı en sağlam animesi ve şu ana kadar yapılan en pahalı anime olarak akıllara kazınacak bir yapım. 10 yıllık yapım süresi ve 22 milyon dolarlık bütçesi ile animelerin de pixar gibi animasyon stüdyoları ile yarışabileceklerinin sinyallerini vermekle kalmayan bu proje 180.000 çizim, 400 Cg sahnesi ve iki + üç boyut + stop motion tekniklerinin birleşimi ile yapıldığından teknolojik bir çığır da açmakta kendi konusunda.
Teknik detayları geçtiğimizde konusunu oldukça ilginç bulacağınız bir başyapıtla karşılaşıyoruz. Sanayi döneminin yükselişe geçtiği sırada İngiltere'de bir fabrikada çalışan ve kendi çapında bir mucit olan Ray Steam adlı çocuğun eline geçen ilginç bir küre ile başlar film. Buhar teknolojisini dev kazanlar ve ağır sistemlerden kurtaracak ve sınırı olmayan besleme imkanları sağlayacak bu küre ile birlikte Ray'in peşine esrarengiz aile üyeleri, İngiliz Hükümetl ve kürenin finansörü olan vakfın da düşmesi ile macera başlar.
Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.