Yönetim şekilleri farklı şekillerde Bilim Kurgu Filmlerinde işlense de bu konuda hepsinde bir çok ortak nokta bulunabilir .
KONSEYLER


KÖTÜLÜK SÜREKLİ TETİKTE.

RUHANİ ÖNDERLER
Bunlara karşın ruhani kimlikleri ile ortaya çıkanlar da vardır;
Üstat Yoda , Gandalf , Kahin (matrix) ve bu ruhanilerin yönlerdiği aksiyon kısmı yüklenen kahramanlar...
Kötü karakterlerin aksine Ruhaniler Kahramanlara özgür iradelerine müdehale etmeden,iradelerini iyilikten yana kullanmalarını salık veriyorlar. Fedakarlık,kendini feda etme ve bir nevi "modern isa" motifini nakış nakış işliyorlar. Tüm bu fedakarlık ve ölüme koşarak gitme mantığına karşın bütün filmlerin sonunda iyilik galip geliyor. Gerçek dünyada ise iyilik ile kötülük arasındaki dengenin kötülük lehine bozulduğu,kötülüğün dünyaya daha fazla hakim olduğu ortada. Büyük metropollerde birkaç saniyede bir işlenen cinayet,tecavüz,kapkaç, vakalarında gittikçe artan bir ivme sözkonusu.

İçinde şiddet içermeyen herşeyin bir düzen içinde cereyan ettiği bir bilimkurgu filmi hatırlıyor musunuz ? Benim aklıma gelmedi...
« önceki yazı Uzay Yolu Dizisindeki 3 Boyutlu Satranç |
sonraki yazı » 1-18-08 |
"Gerek Sauron gerekse Ajan Smith,ayrıca Darth Sidious katıksız bir kötülüğün simgesi durumundayken,kötülük olmadan iyiliğin de olmayacağı gerçekliğini gösteriyorlar bize."
Aslında yüzüklerin efendisi için farklı bir durum da söz konusu, tamamen iyi&tamamen kötü karakterlere ek olarak siyah(sauron) ve beyaz(Gandalf) tonlar bir Gollum karakteri ile desteklenerek tüm gri tonları harmanlıyor Tolkien(kaldı ki, Gandalf'da pür beyaz değil ilk romanda, ölümden, soğuktan ve karanlıktan geçerek ak Gandalf haline geliyor)...Bu karakter Ying&Yang misali iyi ve kötüyü içinde barındırıyor, hikaye boyunca bir sarkacın salınımına benzer şekilde(iyiden kötüye, kötüden iyiye salınan) tüm tonları güzelce tarayıp sürekli kendi ile çelişiyor...
Elbette öyküde belki de nefs diye tabir edebileceğimiz varlığa yenik düşerek güç/yüzük arzusunun etkisine tamamen giriyor.
Yasak meyve benzetmesini çok sevdim, darth Vader'in oluşumunu daha güzel tabir edemezdiniz bence de...
Yazı için teşekkürler
hamiş: Matrix için "yasak meyve" teşbihi, ilk bölümdeki Cypher karakterinin tüm karakterleri makinalara satması olarak da geçerli olabilir zannımca...Yasak olanın cazibesi, her ne kadar yeni dünyanın anlamsızlığını, sanallığını gayet iyi bilse de, günaha çağrıyı yanıtsız bırakmıyor...
o anlaşmayı yaparken cypher'a yardım eden kimdi? trinity mi? tank mı? sonuçta cypher tekbaşına girmişti matrix'e ;)
:)
Canım,
her yasak meyve olayında, her günahkar Adem'e bir Havva eşlik edecek değil ya, Cypher'da, sulu etin cazibesine kapılıp bizzat kendi nefsinin kurbanı olmuştu. Allah'ın sopası yok tabe, sonra vejeteryan olmamasını canı ile ödemişti fukara (haklı ama her gün yenilen ne idüğü belirsiz bir çorba, nereye kadar, fakat işin bir diğer boyutu da var elbette, ajanlarla anlaşırken geçmişe dair hiçbirşey hatırlamak istemediğini üstüne basa basa yaptığı pazarlığa bir madde olarak ekliyordu, buradan bakınca vicdan sahibi bir adam olduğu düşünülebilir belki , belki de, yeniden Matrix'e döndüğünde, kendisi için Matrix'in gerçekliğine zarar verecektir diye (öyle ya, o kadar savaş, herşeyin yalan olduğunu hatırla, gene de o ortamdan zevk almaya çalış, anlamsız olur tabe) böyle bir cümle sarfetmiştir, lakin bir Halivud filmi olması ciheti ile ben ilk anlamı tercih ediyorum içerik olarak daha çok renke sahip bir karakter söylemine sahip olduğundan ve filmdeki duygusal dengesizliği arttıran bir unsur olduğu için) :)
haklısın ancak, kendini tekbaşına matrixe bağlaması teknik olarak pek mümkün görünmüyordu oysa ;) öyleyse bu da filmin içindeki bir metafor olabilir mi?
:)
sevgili emsvizyon,
söylediğini yeni anladım, kusura bakma,
sayende bir güzel ayrıntıyı nasıl 'iç ettiğimin ayrımına vardım...
(yine de belki, belki fotograf makinelerinde olduğu gibi, matrix'in de self shot modu vardır, hani ayarlıyorsundur önce, sonra karşısına geçip matrix'e dalıyorsundur...
ya da usb stick tarzı, uygun soketli bir depolama aygıtı vardır belki, önce Matrix'i ona yükleyip, ertesinde enseden tatbik ederek dalıyordur Matrix'e...
heh he, umut gönlümün ekmeği, umar ha umar umar! )
söylediğin gibi aziz wackowski'ler bu detayı atlamışlar herhalde, konumuza gelecek olursak yasak meyveyi yemek istemene lakin bunun için kollarının olmamasına benziyor bu durum....ama ama, teşbihte hata olmaz değil mi?
:)
teşekkürler emsvizyon
biraz gizli locaların toplantılarına benziyor fotoğraflar.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.