
« önceki yazı Melekler ve Şeytanlar Beyaz Perdede |
sonraki yazı » Metropolis (Sinema tarihinden bir başyapıt) |
ROBOTLAR
İ.Asimov’un kitaplarını okuyanlar bilir.
Bazı roman kişileri arasında robotlar da vardı.
Bunlardan bir tanesinin adı Daneel Olivaw’dır.
D.Olivaw’ı insandan ayırt etmek olanaksızdı.
Davranışı,konuşması,gülmesi,espri yapması hep insan gibiydi.
Hatta terliyordu.Yemek bile yiyordu.
Tabii ki yediği yemekler robotun içindeki bir depoda toplanıyordu.
Kısacası o ,diğer insanlar gibiydi.
Ama bu robotun bir tek eksiği vardı: Duygu.
Gülerken yüzünün şekli gülüş konumuna geçiyordu.
Ama gülen bir insanın neşeli ruhunu yansıtamıyordu.
Üzüldüğünü söylerken yüzü üzgün bir ifadeye dönüşüyordu.
Ama üzülen bir insanın elem hissini duymuyordu.
Yakını ölen bir kişinin mahvolduğunu görüyordu.
Ama o kişinin feryat dolu hislerini bilmiyordu.
Gözyaşları,sadece mekanik bir oluşumdu.
Kısacası duygudan yoksun olarak imal edilmiş bir ürün idi.
Onun açısından her olay katı bir mantık zinciridir.
Hislenmek,pozitronik beyninde yer alan lugatin bir kelimesinden ibaretti.
Buna benzer diğer bir kişiye yazarın Robotlar adlı kitabında rastlıyoruz.
Stephen Byerley, savcılıktan belediye başkanlığına dek yükselmiştir.
Politika alanındaki kişiler onun bir robot olduğundan son derece emindirler.
Ancak bunu bir türlü ispatlayamazlar.
Hatta İ.Asimov öyküsünde okuyucuya kesin bir sonuç vermez.
Ama gene de onun bir robot olduğunu söyleyebiliriz.
Elbette bütün bunlar İ.Asimov’un kurgusu.
Ben bu romanlardan çok mu etkilendim acaba?
Herhalde öyle.
Çünkü hayatımın bir çok döneminde bunu yaşadım.
Etrafımızda hiç mi duygusuz insan yok?
Üzüntüleri veya gülüşleri yapmacık olan kişileri bilmiyor muyuz?
Ben bu gibilere bol miktarda şahit olmuşumdur.
Hem de artık bu tipleri neredeyse olağan saymışımdır.
Bu nedenle bazı kişileri görünce:
--‘İşte bir robot daha’
Derim.
Ama,Nestor.Hatırlarsan "Vakıf" serisinin ikincisinde "Daniel Olivaw" bir kurtarıcı,insan neslinin "Dünya" macerasından kalan son hatıra olarak karşımıza çıkar.Kendi pozitronik beyninin sonsuz mantık dizisinde,kendi yok oluşu bile bir tür hesaplamanın ürünüdür.
Bence Isaac Asimov insan ve robot arasında "duygu","his" vb...kavramlara dayalı ayrımlar yapmak yerine,günümüzün genel teamülleri doğrultusunda bir dönüşüm programını eserlerine yansıtmayı seçmişti.Elbette tek bir farkla,o "insanlaşan robot" temi yerine "robotlaşan insan"ı kaçınılmaz bir sonuç olarak sunar.Onun evrenlerinde "isyan eden robotlar" dan ziyade "isyan eden insanlar","robotluktan kurtulmaya çalışan robotlar" görürüz. Ancak tüm bu çabaların boşunadır.İnsanın robotlaşması bir tür süreç ve evrimin bir sonucudur. İnsanlık giderek daha asosyal,bireyci ve korkak bir tür hâline gelecek ve bir şekilde evren sahnesinden silinecektir."Çelik Mağaralar" isimli eserinde bunun ilk sinyallerini hisettirir.
Yazarın,insanın doğasına ilişkin savunusu ise belki de en açık bir şekilde "evrenin çanları" isimli eserinde vücut bulmuştur.İnsanı insan yapan şey onun hata yapabilirliğidir.Bir robot ise asla hata yapmaz ve tam da bu yüzden "robot" sıfatını hak eder. Zamanı kontrol etmek ve tüm hataları cımbızla seçip insanlığın elinden almak belki de onu yok eden en büyük "hata" olmuştur.Kitabın ana temi bu doğrultuda şekillenir. Biliyorum aslında Asimov külliyatı içinde oldukça cılız bir eserdir,"Evrenin Çanları" ama bana göre onun dünya ve insanlığa bakışını en güzel özetleyen yapıtlarından da biridir.
Neyse,bu iş deşdikçe uzar gibi.Ama oldukça eğlenceli Asimov üzerinden gözlem yapmak.
Sayın havlayankuzu
Sanırım ben anlatmak istediğimi tam verememişim.
Asimov'a eleştiri getirmek aklımdan bile geçmemişti.
Niyetim, onun anlattığı robot tiplerinin mekanik yapılarını ama sadece mekanik yapılarını ele alıp gerçek hayatımızdaki
bazı tiplerle karşılaştırmak idi.İstersen yazıdaki cümlelerden
Asimov ve onun karakterlerini çıkart,ortada robot kalsın.
İşte bu robot tabii ki duygu diye bir his taşımaz.
Yaşantımda karşılaştığım bazı kişiler böyle robotlar gibiydiler
Evrenin Çanları'nı ben de okudum.Hatta üç kere.
Tek roman olarak yazdıklarının içinden ençok onu
beğenirim.
Yok ne demek Nestor,kalsın herşey yerli yerinde. Haklısın ben de sık sık karşılaşıyorum,mutfak robotu tipli arkadaşlarla.Aslında endişelerine Asimov üzerinden arka çıkmak istemiştim.Biliyorsun rahmetliğin teorik evrenlerinden,en azından,bir kısmı zihnen "robotlaşmış" nesillerin sorgusu üzerine kuruludur.Bu durumda bence korkmamız gereken şey,"isyan edebilecek robotlar" değil "homo robostuslar" (ne demek ki bu,vahyen yazdım) olmalı diye düşünmekteyim.Tabi bilinmez Asimov kalksa da dirilse ne der? Şizoid bir evrene doğru gidiyoruz,ama gönül ister ki,keşke şizofren bir evrene doğru ilerlesek.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.