Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "link vermek ve imaj eklemek"
zamanda yolculuk
zamanda yolculuk

Zaman yolculuğu mümkün mü?

Tartışmaya açık bir soru ama elimizdeki verilere göre uzak bir gelecekte gerçekleşme ihtimali olabilir. Ancak ortada bir gerçek var: Işık hızına ulaşılması, günümüz teknolojisi ile imkansız. Bu hıza ulaşıldığında zaman duracak, aşıldığında ise geçmişe yolculuk başlayacak. Bugün insanlığın bu konuda yapabileceği tek şey ışık hızına yaklaşıp zamanı bir şekilde yavaşlatmak.

Aslında zaman yolculunu herkes gerçekleştiriyor. Örneğin bir yerden bir yere giderken, koşarken, yürürken... Çünkü bir nesne hızlandığında belli bir ivme alarak zamanı yavaşlatıyor. Yolda yaptığınız hızın varış zamanınızı etkilemesi bunun en basit örneği.

Zaman yolculuğu gerçekleşse dahi, bunun sonuçlarını gerçekleştiren kişi ya da nesne hisseder. Biz normal hayatımızı sürdürürüz. Ve buna hakkımız olduğuna ben karşı çıkıyorum.


Spacer
  • ceramisturk
  • 43 yorum var
  • 20 Kasım 2007 12:48

Yorumlar

Işık hızını geçtiğimiz zaman geçmişe gitmiş olur muyuz?
Sanmıyorum...

Evet, ışık hızına ulaşıldığında, zaman bu hıza ulaşan kişiler/nesneler için yavaşlar ancak bu durumda sadece ve sadece geleceğe gidilmiş olunur.

Eğer geçmişe gidilebilse idi, gelecekten bir sürü turist kafilelerinin geliyor olması gerekmez miydi ?
Kimbilir belki de geliyorlardır? :)

belkide uzaylılar bu turist kafileleridir :P

zaman üzerinde çok fazla beyin fırtınası yapılabilecek bir konu ama çizginin iyi ayarlanması gerekli diye düşünüyorum

"Türk Milleti Düşün"

isik hizini kat be kat asabilsek de zamanda geriye gidebilecegimize inanmiyorum. olsa olsa, isik hizini asmamiza yarayan arac her ne ise, onun icinde gecirdigimiz sure ile kaliriz, durdugumuz zaman da hangi tarih, saat ve dakikada kalmissak orada oluruz. yolculuk ederken gecirdigimiz sureyi de zamandan calmis, yani bir nevi zamani durdurmus oluruz. okyanus otesi ucak yolculuklarinda gidis ve gelis surelerinin farkli olmasi da bu sekilde aciklanabilir. belki de ben fazla salliyorumdur :]

Bunu sanırım yarım asır önce Albert Einstein açıklamaya çalışmıştı önemli eserlerinde. Işık hızına geçmeyi sadece ışık başarabilir. Hadi diyelimki büyük ve uzun bir evrimden sonra ışık hızına geçebilmeyi başardık, yine Einstein'ın o ünlü teorisine göre ışık hızında zaman yok olmaktadır. Dolayısıyla ışık hızına çıkmış ve on dakika seyahat etmiş bir uzay adamı (5 dakika gidiş, 5 dakika dönüş diyelim,) geri döndüğünde bıraktığı her şeyin belki de 100 yıl öteye gittiğiyle karşılaşabilir. Bu bir çeşit zaman yolculuğudur. Ama sadece geleceğe varabilirsin. Geçmiş imkansızdır. Yaptığın 10 dakikalık yolculuk zamansızlık içindeyken, geri döndüğünde torununun torunuyla bile karşılaşabilirsin gibi birşey kaba olarak... Fiziği gerçekten bilen arkadaşlardan özür dileyerek bu yorumu yazıyorum çünkü birikimim yanlış, hatalı ya da eksik olabilir.

Idealand

Gayet net ve güzel açıklamışsınız idealand...
Geçmişe gitmek muhtemelen fizik değil ancak metafizikle üzerinde düşünülebilecek ütopik bir fikirdir. Yaşanmış olayları kimyasal reaksiyonlar olarak düşünülebiliriz, geri dönüşleri yoktur, odunu yakarsınız kül olur, külü alıp odun üretemezsiniz, vb.
Geçmişe gitmek tüm fizik kurallarını bir anda geçersiz kılacaktır (Evet, görecelik kuramı da kimi fizik kurallarını temelden değiştirmiştir ancak tam manası ile çöpe atmamıştır, sadece eskileri de kapsayan daha büyük bir alan tanımlayarak ufkumuzu genişletmiştir, yoksa Newton yasaları, gündelik hayatında düşük hızlara haraket eden bizler için halen geçerlidir, oysa geçmişe gitmek olgusu tüm bildiklerimizi(enerjinin korunumu, vb.) reddetmemizi gerektirecektir).

Geleceğe seyahat için ise en temel problemimiz zannımca yine enerjinin korunumu nedeniyle karşılaşacağımız problemler olacaktır. Şöyleki; ışık hızına çıktığımızı varsaysak dahi, bir "yere/zamana" gitmek istiyor isek o "yerde/zamanda" durabilmeliyiz. Oysa ne uzay ne dünya boş, her yerde en basitinden sürtünme denilen bir problem var, yolculuk esnasında tüm kütleniz enerji haline geleceği için, durduğunuz esnada herhangi bir uzvunuzu kaybetmemek için bu süreçte enerjinin korunması lazım, bu vakumlu bir yerde mi olur bilemiyorum, bir de insan sadece et ve kemik mi acaba? Ruh dediğimiz bir olgu işin içine girdiğinde, olaylar daha da çapraşık bir hal almakta...

Ezcümle, yakın gelecekte böyle bir seyahat imkanı ile karşılaşmayacağımızı düşünüyorum (olsa, bir de akbil aktarması olsa ne güzel olur halbüse :) ). Yapabildiklerimiz ancak gelen farklı ışık çeşitlerinin atmosferden geçtikten sonraki karakterlerini izlemekten, sadece ışıkla yapılan testlerden öte geçmeyecektir herhalde.

zaman ve mekan kavramları ile varlık olma durumunun irdelenmesi gereklidir diye düşünüyorum... eylem sadece makanik bir işlemmiş gibi görünsede, işin boyutu felsefe, algı gibi konulara da dayanmaktadır derim.

emsvizyon haklısın olayın mekanik bölünü olduğu kadar felsefik algısal bölümleride var. ben bu yazıyı uzun zaman önce yazdım ve fazla değiştirmeden buraya ekledim. şimdi anlıyorumki bu yazıyı buraya eklemeden önce üzerinde biraz daha kafa yormam gerekiyormuş. zaman yolculuğu kavramı fizik konusunu ilgilendirmekle birlikte proksima'nın da söylediği gibi daha çok metafiziğin alanına giren bir konu olduğunu düşünüyorum.

"Türk Milleti Düşün"

Olmayan Geleceğe nasıl gidilecek ki Ve Bitmiş Geçmişe Bence mantık dışı birşey
Gidilemez dönülemez geriye

idealand'in dediği gibi;
"ışık hızında zaman yok olmaktadır. Dolayısıyla ışık hızına çıkmış ve on dakika seyahat etmiş bir uzay adamı (5 dakika gidiş, 5 dakika dönüş diyelim,) geri döndüğünde bıraktığı her şeyin belki de 100 yıl öteye gittiğiyle karşılaşabilir."

rölativite de şöyle geçiyor; uzaydada tıpkı dünyadaki misal görünmeyen paraleller ve meridyenler olsun, siz ışık hızına çıktığınızda, zamanı belirten tüm bu meridyen ve zamanları siz inanılmaz bir hızda geçersiniz, dolayısı ile sizin için zaman neredeyse akmaz. oysa dışarıda, yani normal akışında giden dünyada seneler geçmiş olabilir.

geleceğe gitme mevzuunda konsepti özetleyecek olursak, yaşanmamış bir geleceğe gitmiyorsunuz, sizden izole olan dış dünyada hayat normal akışında devam ediyor. anormal koşullarda olan, çıktığınız hız nedeni ile (ki ışık hızıdır) sizsiniz ve o hızda zaman neredeyse anlamını yitiriyor sizin için. düşünün bir a nkotasından bir b noktasına gidip geri geleceksiniz. niyet etmeniz kafi, zira yola çıktığınızda ihtimal b'den dönen kendinizle karşılaşıyorsunuz.
o hızlarda yüzlerce sene hüküm süren Newton'cu fizik kuralları tamamen anlamını yitiriyor...

geçmişe müspet ilimlerle gidilememesi konusunda ise sizinle hemfikirim ssymbolrote...

uzun zamandan beri bu konu hakkında beyin fırtınası yapmamıştım. bu yazıyı sadece aklıma bir şey gelmediği için eski yazılarımın arasından seçip ekledim. proksima arkadaşımızın yardımları ile baya aklımı yormaya başladım. ve geçmişten aklımda kalan yarım fikirler yanyana dizilmeye başladı.

birde aklıma şu geldi. biz hep ışık hızına ulaşırken çevre faktörünü göz ardı ediyoruz. yolculuk esnasında ışık hızına ulaştığımızda yakın tüm kütlemiz enerji haline gelmeden bir engele çarparsak belki bir duvar yada uzayda isek bir meteor bu hiç iyi sonuçlar doğurmaz. kütlemiz enerji haline geldiğinde büyük ihtimalle o engelin içinden geçer gideriz yada önümüze geçen her kütleyi parçalara ayırız. ama birde enerji haline gelmeden çarparsak yav halimize :)

"Türk Milleti Düşün"

:)

herhalde yolculuğa çıkmadan önce kask/miğfer tarzı birşeyler giydirirler öyle değil mi?

şaka bir yana, eğer zamanda seyehat etmek ister isek bence uzaya çıkmamıza gerek yok, dünya üzerinde vakumlu küçük bir ortamda (tabi ışık hızına ulaşabilmek için gerekli aparatların olduğu) bulunup, o bölmeyi "enerji" 'ye dönüşmüş bir halde iken turlamak mümkün olabilir. (ortam CERN laboratuarındakine benzer toroid bir yapıda olabilir, hiç hız kesmeden sürekli hareket halinde yapıda sonsuz adet tur atmaya imkan verecek şekilde).
böylece ne sürtünme derdi kalır ne de meteor vb. telaşeler karşımıza çıkar...

şöyle bir durum da var yalnız, ışık ışık diyoruz ama ne tür bir ışık..eğer görünen ışık olursanız, karşınıza çıkan engellerin (uzayda iken) içinden geçemeyip, kırınıma uğrar uzaya saçılırsınız, ancak ve ancak yeterli frekansta bir elektromanyetik dalga olmanız lazım ki (cep telefonlarındaki gibi mesela) masif kütlelerin içerisinden geçebilesiniz, lakin böyle bir durumda da, içinden geçtiğiniz yapının (meteor, gezegen, vb.) içerisinde demir vb. metal elemenler varsa, bu malzemelerin yüzeyinde düşük de olsa akım indükleyeceğiniz için enerjinizin bir kısmını bu kütlelerde bırakacaksınız ve yine yolculuk sonunda bir uzvunuzun kaybolduğunu göreceksiniz belki de :)

en iyisi iett, oturalım oturduğumuz yerde :)

:) Zamanda yolculuk yapmak çekici gibi görünsede bence günümüz teknolojisiyle imkansız sanırım. Daha evvel de kafa yormuştum yeri geldiğinde. Teorim şu :

Varsayalımki insan bir araç ile veya yalın olarak ışık hızına ulaştı ve hatta bir tür enerjiye dönüştü. Enerjiye dönüşünce saniyede 300.000 veya 500.000 km hızla gidiyoruz. Mesela dünya saati ile 1 saat gittik, güneş sistemi dışına çıktık belki, sonra yine dünya saati ile 1 saatte geri döndük. Bu arada dünyada toplam 2 saat geçti. Bizim içinde geçerli yolculuk süresi dünya saati ile 2 saat oldu.

Sonuç : Eğer, mesela saniyede 500.000 km hızla gitmişsek toplamda 1.8 milyar km gidip yine 1.8 milyar km dönmüş oluruz. Dünyada zaman 2 saat sonrası olur. Bizim içinde 2 saat geçmiş olur. Yani bizde 2 saatimizi bu yolculuğa ayırdık değil mi?

- Evet, arkadaşların söylediklerine katılıyorum. Enerji formunda ilerlerlerken herhangi bir engele çarpabilir ve yok olabiliriz. Hatta bence birde yön kontrolü sorunu var. Bildiğim kadarıyla tayfta yer alan tüm dalga boyları düz bir çizgi şeklinde ilerler. Belki evrendeki çeşitli koordinatlara ilgili dalga boylarındaki enerjileri yansıtan aynalar koyarak bu sorunu çözebiliriz. :)
- Ben ışık hızına çıkıldığında zamanın duracağını saçmalık olarak algılıyorum. Zaman her zaman akar. Akmasaydı güneşten yola çıkan ışınlar için zaman olmaz ve 8 dk da değil hiç ulaşamazlardı dünyaya.
- Bide şu varki eğer şuanda dünyadan yaklaşık 9,46 trilyon km (1 ışık yılı) uzakta, diyelim ki yaşanılabilir bir gezegende olsaydık ve süper gelişmiş teleskoplarımız olsaydı. O zaman teleskoplarımızı dünya yönüne çevirerek dünyanın 1 yıl öncesini görebilirdik. Tabi Google Map gibi tepeden ve belki daha yakın bir görünüm. Ama o anda hemen dünyaya gelebilsek. Geldiğimiz yer gördüğümüz yer değil gördüğümüzün 1 yıl sonrası (yani uzaktaki gezegenimizle aynı an) olacaktır. Arkadaşların da dediği gibi geçmişe ulaşmak pek de mümkün gibi görünmüyor.

Eksiklerim varsa bağışlayın.

Sayın @kodlayici, evet zaman tabiki de her zaman akar ama zaman nedir, yani zaman bizim küçük dünyamızın kendi ve güneşi etrafında dönüş sürelerine göre belirlediğimiz ilkel rakamlara göre olan zamansa bu zamanı belirleyici unsur olarak alamayız. Yani 1 saat denilen olgu bizim kendi dünyamıza göre belirlediğimiz ilkel bir zaman birimidir (Bütün evrene kıyasla tabi). Işık hızı olarak belirleyebildiğimiz hız saniyede yaklaşık 300000 kilometredir (ki kilometre de bir dünya birimidir) ki, zamanı kendi kriterlerimize göre sorgulamamalıyız. Şöyle diyelim, biz ışık hızında iki (İKİ) saniye yol katedelim, ki bu yaklaşık 600000 kilometre yol katedmek demektir. Enerjiye dönüştüğümüzü düşünürsek bu sadece 2 saniye demektir (Dünya saniyesi), ama biz gerçekten 600000 kilometre katedmiş olacağızdır. Ki bu geride bıraktıklarımız için bizim günler, aylar ve belki de seneler süren bir yolculuk olarak görünecektir. Anladığım kadarıyla en basit anlatım budur.

Idealand

:)
Sevgili kodlayıcı, tam da özel görecelilik kuramı ile çelişen bir ifade kullanmışsınız açıklamanızda;

Mesela dünya saati ile 1 saat gittik, güneş sistemi dışına çıktık belki, sonra yine dünya saati ile 1 saatte geri döndük. Bu arada dünyada toplam 2 saat geçti. Bizim içinde geçerli yolculuk süresi dünya saati ile 2 saat oldu.

aslına bakarsanız, teoride diyor ki, sizin için bambaşka bir zaman akmaktadır, sizin 1 saatiniz, dünyadaki bir saate göre (her ne kadar 60 dakikaya eşitleseniz de) farklı bir anlam ihtiva etmektedir, kısaca zaman da tıpkı hız gibi görecelidir.

zaman, fiziksel değerlere göre eğrilebilmekte, değişebilmektedir, atomik saatlerin bulunması ile birlikte
bu eğilmenin miktarı net olarak hesaplanmıştır
hiçbir şey yapmadan mevcut hızımızı korumamız
durumunda dahi, kütleşekimin olışturduğu zaman eğimi
nedeni ile yer üzerindeki bir saat, yerin 1.6km üstündeki
bir saatten 200 bin yıl içerisinde 1 saniye kadar geri
kalmaktadır. Bu çekim kuvvetini kullanarak, 1920'lerde
Sir Arthur Eddington Güneş yakınından geçen yıldız
ışınının bükülmesini izleyerek, yer-zaman koordinatlarında
ki eğrilmeyi hesaplamıştır.

Zamanın uzaması ise, gerek laboratuar ortamında yapılan atom altı parçacık deneyleri ile gerekse güneşten gelen ışınların dünya yüzeyine indiklerinde yapılan ölçümlerde (tıpkı sizin bahsettiğiniz gibi) ispatlanmıştır. Sonuç olarak
bozunmaları gereken ve görmememiz gereken parçacıkların, çıktıkları olağanüstü hızlar nedeni ile zamanı genişletmelerinden ve mesafenin daralmasından ötürü dünyaya ulaştıkları gözlenmiştir. İş, bir adım öteye gitmiş, takyon adı verilen ışık hızından daha hızlı parçacıkların varlıkları peşine düşülmüştür. Bu durumda yine günlük olaylara fazlası ile yorduğumuz muhayyilemizin, düz bir bakış açısı ile anlamayacağı türden yeni bir kavram, negatif kütle kavramı
ortaya çıkmıştır ki akıllara ziyan bir durumdur. Deneyler için
şu siteye bir göz atmak faydalı olabilir.

herşey algıya dayanıyor ;) tabi bu evrenin mekaniğini alılayışımızdan, var olmayı ve canlılığı anlayışımıza hatta daha da ötelere uzanan bir yelpaze... zamanda yolculuk yapıldığında yolcuyu var eden maddeler, vardığı zamanda da var olacak ancak onun bütünlüğünü oluşturmuyor olacaklardır... bu ağlamda, kuantum fiziğine bakarsak örneğin, bir foton aynı anda iki yerde birden buluna biliyormuş gibi oluyor, bu zamanın göreceliliğidir... yani bize öyle geliyor, oysaki o foton sadece çok hızlı hareket ediyor ( ışığın ışıktan hızlı gitme muhabbeti ;)
tabi birde kuantum durumunu eş fotnuna aktararak bir nevi bilgi iletimi de mevcut ( ışığın ışınlanması vs )
ama zamanda yolculukta bu mantığın dışına çıkıldığını varsayıyorum!
vücudumuzda bulunan bir karbon atomu, gittiğimiz geçmişte de var diyelim... böylece o atom kendisiyle aynı zaman ve mekanı ayrıca kuantum durumunu kullanabilir mi?
hani sistem çakışması mı olur? :))) bu gibi durumları aşmak bence zamanda yolculuk yapılmasından daha da önemli konular... zamanda yolculuk biraz hesap ve algı işi, bence aşılırda... asıl önemli konu, büktüğümüz hatta deldiğimiz zamanı ve tüm olguları bozmadan "varlığı" korumak....

Arkadaşlar, tabiki genel görelilik teorisi bize çok önemli şeyler öğretti, kuantum fiziği ufkumuzu genişlettti. Ancak burada bir anlam bozukluğu olduğunu düşünüyorum. Zaman göreceli olabilir (ben buna inanmıyorum), ama bir olayın gerçekleşme süresi iki farklı açıdan (örneğimde biri dünya, diğeri ise bizim açımız) ölçülecekse ve karşılaştırılacaksa bu ortak bir birim ile (mesela sadece dünya saati veya galaksi saati v.b.) yapılmalıdır.

Saat meselesi :
Atom saati meseleside saçma, birtakım atomların etrafında dönen elektronlar hızlanabilir veya yavaşlayabilir. Bu bizim daha hızlı yaşayacağımız (örneğin daha hızlı konuşacağımız veya koşacağımız) anlamına gelemez. Yani zamanın akış hızı değişmez. Yada atmosfer dışındaki bir saatin akrep veya yelkovanının dünyanın çekimi ile daha yavaş dönmesi veya saati üreten firmanın üretim hatası - ki en iyi üreticiler bile 100 yılda 1 sn yanılma payı veriyor - zamanın yavaş veya hızlı akmasını düşündürmemeli bize. Söyledikleriniz bir yandan da mantıklı geliyor insana ama, belkide sadece saat geri kalıyodur.

Hem bence bu tarz bir yöntem bize zamanda yolculuk yaptıramaz. Diyelimki aradan, 6,3 trilyon yıl geçti :) ve bizim saatimiz 1 yıl geri kaldı. Ama o zaman ne güneş kalıcak, ne sistem, biz çoktan ölmüş olucaz. Biraz komik oldu. :)

Tek tanrılı bir dinin mensubuyum ve insanların tanrı tarafından yaratılarak dünyada bir tür sınava tabi tutulduğunu düşünüyorum. Einstein'in teorisinde anlatmak istedikleri ile bizim anladıklarımız arasında farklar bulunabileceği ihtimalini göz önüne alarak zamanda yolculuk olamayacağını iddia ediyorum. Eğer öyle olsa insanlar geçmişlerine döner, hatalarını telafi ederler, ne biliyim, söylemiş olduğum bu sınavı geçmek için ellerinden geleni yaparlardı. Bu da bir nevi kopya çekmek gibi bir şey olurdu. Bence evrenin tamamını, atom saatini, einstein'in kendisini ve teorisini, tüm atomları, kuantum fiziğini, çözdüğümüz veya henüz çözemediğimiz tüm fizik ve diğer doğa kanunlarını yaratan tanrı böyle açık bir yol birakmamış olmalı. (Filmleri unutun, oradaki tanrı davranış tiplemeleri ile bizim yaratıcımız arasında en ufak bir alaka yok)

Teşekkürler.

:)
sevgili kodlayıcı, verdiğim saat örneğini sanırım layıkı ile anlatamadım, zira bahsettiğiniz durumla benim anlatmaya çalıştığım durum arasında en ufak bir benzerlik bulunmamakta.
şol saat örneğinde söylemek istediğim şey, atom saati vb. cihazlar elimize geçince, sahip olduğumuz zaman çözünürlüğü ile, zamandaki en ufak sapmaları dahi net bir biçimde ölçebiliyor olmamız gerçeği, elbette Heisenberg belirsizlik ilkesi gereğince hiçbir şeyi tam olarak ölçemezsiniz, lakin kadranlı saatlerle atom saatleri kıyaslandığında, bu yeni teknoloji ile saniyenin milyonda/on milyonda/yüz milyonda birleri mertebelere inilebildiği için kütle çekimin zamana etkisi gözlenilebilir olmuştur. verdiğim 200 bin yıl örneğini bu şekilde algılayınız. o örnek kütleçekimin dahi zamanı etkileyebilmesi ile alakalı bir örnektir ve mevzubahs olan bizzat zamanın değişmedir, yerçekimi, hız vb. etkilerle saatlerin gösterdikleri sayısal değerlerin değişmesi değil. yoksa bir sarkaçlı saat, yerçekimi ivmeleri farklı olduğu için ayda farklı gösterecektir, dünya da farklı elbette.

olayın zamanı ölçmek için kullandığımız saatlerden, onların kadranlarından atomlarından bağımsız olduğunu, zamanın mevzubahs hızlara çıkan cümle canlı/cansız için yavaşladığını belirtmeme izin verin.

yukarıda emsvizyon güzel bir biçimde açıklamış zaten zamanda yolculuk konusunun günümüz için çok çok uzak bir hülyadan ibaret olduğunu, daha atomaltı düzeyde fotonlara söz geçiremez iken, filmlerdeki misal içerisinde sayılamayacak kadar çok atom barındıran canlı/cansız objeyi ışık hızına çıkarıp, belli bir yere yönlendirmek hayalden öte birşey değil...

Lisede iken, din hocalarımız bize Kuran-ı Kerim'de misal verilen tarihi olaylardan ve burada geçen eski mucizelere ilimle erişilebileceğinden örnekler verirlerdi, sık zikredilenler arasında Hz Süleyman'ın uçması, Hz. Yusuf'un kokusunun, babasına getirilmesi, vb. verilmişti.
Bildiğiniz gibi, zaman&mekan yolculukları islam mistizminde sıklıkla zikredilen olaylar(evliyalar, kalp gözü açık olan alimler) zaten, bir İdris AS. gerçeği var sonra, gelmek istediğim nokta yukarıda yazılan hiçbirşeyin zaten İslam dini ile çelişmiyor olduğu. Kaldı ki kimse geçmişe gidebileceğini iddia etmiyor burada, ancak belli şartlar&imkanlar oluştuğunda teorik anlamda geleceğe yolculuğun mümkün olduğu bahsi işlenilmekte (sizinle zamanın genişleyebildiğine dair deney sonuçlarını da paylaşmıştık üstelik...)

Kaldı ki, bizim onca lakırdı ediyor olmamız;
Tek tanrılı bir dinin mensubuyum ve insanların tanrı tarafından yaratılarak dünyada bir tür sınava tabi tutulduğunu düşünüyorum.
şeklinde düşünmediğimiz anlamına gelmez.

:)

Guzel konusmalar bunlar.

Biz, insan irki olarak, dunyada var oldugumuz sure boyunca bir seyleri degistirebilme, yonetebilme arzusuyla doluyuz. Son zamanlarda tekrar gundeme gelen klonlama deneyleri, bunlara bir ornek.

Konuya donelim.

Madem her varligin bir amaca yonelik olarak var oldugunu dusunuyoruz, nasil ki su akmak, ruzgar ise esmek amaciyla varsa, zaman da ilerlemek, durmadan ilerlemek amaciyla var. Amaci devamli surette ileri dogru gitmek olan zamani geriye almak ya da durdurmaya calismak, insan olarak ugrasmamiz gereken en son istir ve abesle istigaldir diye dusunuyorum.

Nasil ki, yanan bir odun parcasini kul halinden tekrar odun haline getiremiyorsak, gecen zamani geri getirmek ya da henuz yasanmamis zamani yasamaya calismak da en az bu kadar imkansiz, mantiksiz ve gereksizdir.

Gelecekte zaman makinasi icad edilip de insanlarin neden gunumuze gelmediginin en basit cevabi da budur diye dusunuyorum. Zira, insan, atasozunde de soylendigi gibi, basina gelen her seyi merak icgudusune borclu ve inaniyorum ki zamani durdurmak, geri almak ya da kopya insan uretmek gibi islerle ugrasirken geri donulemez hatalar yapacak ve (simdiye kadar gelecekten gelenler olmadigina gore) gorunen o ki zamanda yolculuk mevzusu asla gercek olamayacak.

gelecekten geriye gelinmesi bir paradigma yaratır ki.. geriye gelirsin ve gelecek değişmiş olur ;)

direk alakalı olmasa da paylaşmak istedim,
kuantum konusunda güzel bir animasyon var şurada, madde dalga mı&parçacık mı sorgusunun yapıldığı...

eğer madde parçacık değil de dalga ise ışık hızıyla zamanda geri gitme mümkün olabilir. klasik bir deyim vardır "insan aynada geçmişini görür" diye. gözlerimizin görebildiği sını ışık hızının çok çok altındadır ve biz bu gözlerle ışık hızında yoculuk yaparsak kendimizi geçmişte görebiliriz fakat geçmişte değilizdir iki parçaya bölünmüş ama hızlı olan parçamızı yaşarız . Karışık anlattım biraz, kelimeleri kullanma becerim fazla iyi değildir iyisimi bir örnek vereyim. mesela ben şu an pc başında otururken (bu arada yaşadığım zamanın en küçük birimi ışık hızı) ışık hızının birkaç katı hızla hareket ettim ve birkaç adım attım arkama dönüp baktığımda kendimi oturur halde gördüm (çünkü gözlerim ışık hızını göremiyor ama dalgalarım yada parçacıklarım ışık hızından daha hızlı hareket etti) bu durumda kendi geçmişimde yaşıyorum fakat iki kişiliğe sahibim oturan ben; biraz önce yaptıklarım ve birazdan kalkıp yürüyecek olan ben. ayaktaki ben gidip oturan ben e dokunabilirmi diye düşünecek olursak bu durumda kuantumun madde dalgadır teorisi gerçek olur çünkü asla dokunamaz. aynaya baktığımda kendimi görürüm gibi birşey:D:D yani anladınız siz onu ben anlatamasam da.

tabiki dokunamazsın, maddenin kuantum durumu bozulur ( ne çok ahkam kestik şu kuantum hakkında, bizi okuyupta sinir olan fizikçileri hissediyorum, affedin ) ancak bir de şu var ki, gözlem de bir ölçüm biçimi değil midir? bu da bozunmaya yol açmaz mı? aklıma şu takyonlar geldi;
parçacık hızlandırıcılarda, çarpışmadan hemen önce ortaya çıkan takyonlar varya :) hani çarpışma olmayacaksa yoklar... olacaklarsa varar... yani geçmişe doğru giden parçacıklar... çarpışma olduktan sonra, olmaları hesaplandığı yerde olmak yerine, olmaları gerektiği yerde çarpışmadan hemen önce var oluyorlar... ;)

Zamanda yolculuk, maddi varlıklar için asla gerçekleşmeyecektir. "mümkün olmak"dan bahsetmiyorum.
Çünkü eğer gerçekleşecek olsaydı, yaşanan olaylar değişirdi. Değişen olay ise asla olmamış olurdu. O halde yaşanmış hiç bir olay değişemez.

Bakın ıspatı.

Yaşanan t1 tarihinde yaşanan A olayı, zamanda yolculuk keşfedildiğinde geçmişe müdahale edilerek değiştirilseydi, ve olay A şeklinde B şekline çevrilmiş olsaydı, bu bir C olayı ile yapılıyor olurdu. Yani C: A olayının B olayına çevrilmesi.
C olayı yani çevrilme olayı gerçekleştiği zaman,

ilk önce olan A olayı artık hiç olmamış olurdu.
Bu durumda B olayına çevrilecek A olayı mevcut olmazdı.
Bu durumda C olayı gerçekleştirilememiş olurdu.Olay paradoksa bağlanırdı.

Bu halde yaşanmış herhangi bir olay, geçmişe müdahale edilerek değiştirilemez. Buna göre zamanda yolculuk yapmaya muktedir, geçmişi değiştirmeye muktedir bir güç varsa bu güç geçmişi ve geleceği tam ve net şekilde planlamış ve uygulamaya sokmuştur. Tüm olanları bildiğine göre asla da bir değişikliğe ihtiyacı yoktur.

Varlıklar tarafından zamanda yolculuk değil ama geçmişi izlemek sadece "aklen" mümkündür. Zira şu an yaşanan olaylardan ortaya çıkan görüntü, ışık hızında ilerlemekte ve örneğin bir yıl sonra, bir ışık yılı uzaktaki bir noktadan izlenebilmektedir. Buna göre 5 yıl önceki bir olayı uzaydan görebilmemiz için, 5 ışık yılı mesefa uzaklığa anında gitmeli ve 5 ışık yılı uzaklaktaki olayı görüntüleyebilmek için gerekli teleskop ile bakmalıyız.

Ya da bu etkiyi sağlayacak, yani 5 ışık yılı mesafeuzaklıktan, 5 ışık yılı uzağı gösterebilecek hususiyette bir ışık kırınımını yakalamalıyız.

Abi ne felsefesi ne zamanı ne yılı ne yolculuğu. Azıcık basit düşünün.

Bir küre dakikada bir tur dönüyor. O kendi etrafında bir tur dönene kadar bir mermi 1 dakikada 300 km yol gidiyor. Sen 1 dakikada dönene kadar mermi 150 km gider 150 km gelir 1 dakikada ve dönme süren 1 dakikada kendi etrafında bir turken mermi 150 km gider ve döner. Yani döndüğünde mermi sadece cok uzak mesafeye gidip dönmüş olur.

Işık hızına cıktın diyelim. 1 saatte normal dünyanda ne yapılıyorsa, sende ışık hızıyla 1 saatte trilyon zilyon km mesafe gider dönersin. Yani gittiğin mesafe uzar ama yaşadığın zaman mesafesi değişmez. Sadece 1 saat boyunca ışık hızı mesafesinde manzara izler 1 saat sonra hala o hızda o ivmede sağ salim kalmışsan geri dönersin. Döndüğünde torunumun torunu falan olmaz.

Zaman kavramını sen yitiriyorsun. Ama zaman kavramı hala mevcut kalıyor. Senin beynin algılamıyor muhtemelen öteki tarafta olur o hıza ulaşan eleman :-) Siz brain storm yapın ben de böyle patlatayım :-)) Oh be ne zamandır yorum yazmıyordum böyle abuk gubik bir yazı yazdım nasıl kendime geldim :-))

Tuhaf günler yaşıyoruz..Yıllardır sorularla boğuşurken , merak ederken , anlamaya çalışırken nihayet beklenen günlerin gelmesine 3 ay dan az kalmış bulunmakta…Vatan gazetesinin birkaç hafta önceki yazısı hem haberi hem de uyarıyı bildiriyordu…
İsviçre ‘de 9 milyar dolara mal olan ve üzerinde yılladır çalışılan büyük deney dünyanın 36 ülkesinden 2000 den fazla fizikçinin katılımıyla gerçekleşecek..Bu deney evrenin oluşum zincirinin ilk halkası büyük patlama nın ilk saniyelerinin küçük bir örneği olacak.Atomlar birbirlerine ışık hızına yakın bir hızda Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile çarpıştırılacak.Bu yolla evrenin kökenine ilişkin önemli bilgilere ulaşılabilinecek , buraya kadar her şey normal. Kuantum fizikçilerinin yıllardır hayalini kurdukları deneyin hayata 13 yıl içinde geçirilmesi.İlginç uyarı matematikçilerden geliyor..İki Rus Matematikçi bu deney sırasında açığa çıkacak yüksek enerjinin zaman da bir kırılma yaratıp atom düzeyinde dahi olsa bir zaman tüneli yaratacağı uyarısında bulunuyorlar..Ve bu uyarı bilim dünyasında da ciddiyetle karşılanıyor..
Einstein ‘e göre uzay kabaca en , boy , yükseklik ve onun üstünü örtü gibi örten zaman dan oluşan 4 boyuttur. Ve yüksek bir enerji uzayda bozulmaya neden olarak zamanda tüneller açabiliyor. İşte oluşan bu zaman tüneli ile geçmişe yolculuk yapmak mümkün olacak.Bu deneyden sonra gelecekten sürekli ziyaretçilerimizin olması uyarısı geliyor matematikçilerden. Bu tünel bir kere açılınca sürekli kullanılabilir olmasına dikkat çekiyorlar..
Bilim kurgu filmleri nihayet gerçeğe dönüşüyor..Bundan sonrası gerçekten muamma…Tuhaf günler bekliyor hepimizi..Bir o kadar da heyecan verici:)

stargazer

proksima, şurdan dediğiniz yerden o cici kuantum animasyonuna ulaşamadık. haberiniz olsun lütfen.

zorkedi | 31 Mart 2008 14:16

:))

sevgili zorkedi, zaman içerisinde paylaştığımız linkin son kullanma tarihi geçti sanırım,
Allah'tan doğru keywordlerle bir fizik sitesinde yer alan bu "cici" videoyu, Youtube'da da bulabildim.
(Konu ile doğrudan alakalı olmasa da beğenmeniz temennisi ile...)

Mantık dışı bence insan ısık hızına ulasınca sadece gidecegi yere daha hızlı gider şimdilerde ucagın olması gibi ankara arabayla 6 saatse ucakla 30 dk ilerde ucakla 6 saatlik bir yerede ısık hızıyla 5 dk da gidilir bence boyle olur gecmıse veya gelecege nasıl gotursunku gecmıs yasanmıs bitmistir ileride zamanla yasanacaktır.

Ankara-İstanbul arası mesafeler yerine daha büyük veya çok daha küçük ölçeklerde düşünmeliyiz zannımca. Mantığımız günlük hayatta Newton kanunları ile idare edebiliyor. Sebep-sonuç ilişkilerini gözleyerek tatmin olabiliyor. Şaşırtıcı, lakin olay atomaltı parçacık boyutlarına inip, quantum mekaniği devreye girdiğinde bambaşka bir hal alıyor. Işık üstü hızlarda parçacıklar(takyon) için mesafenin kısaldığı/zamanın uzadığı nasıl nitelendirirseniz öyle olsun, ispatlandı bildiğim kadarı ile.

hamiş: şöyle bir alıntı da paylaşabilirim;
zaman, fiziksel değerlere göre eğrilebilmekte, değişebilmektedir, atomik saatlerin bulunması ile birlikte
bu eğilmenin miktarı net olarak hesaplanmıştır
hiçbir şey yapmadan mevcut hızımızı korumamız
durumunda dahi, kütleşekimin olışturduğu zaman eğimi
nedeni ile yer üzerindeki bir saat, yerin 1.6km üstündeki
bir saatten 200 bin yıl içerisinde 1 saniye kadar geri
kalmaktadır. Bu çekim kuvvetini kullanarak, 1920'lerde
Sir Arthur Eddington Güneş yakınından geçen yıldız
ışınının bükülmesini izleyerek, yer-zaman koordinatlarında
ki eğrilmeyi hesaplamıştır.

Zamanda yolculuk üzerine Kuark Bilim Topluluğu'nun geçtiğimiz yıl hazırlayıp yayınladığı geniş içerikli bir e-kitap var ilgilenenler için güzel bir derleme..
http://www.kuark.org/toplanti/zamandayolculuk.html

Çok teşekkürler kıymetli paylaşım için sevgili Anadoluca. Kitap geniş zamanlarda okunması gereken gayet faydalı, sistematik bir derleme olmuş gerçekten.

Kitaptan(Gayet mütevazi yazılan final bölümünden);
Yaklaşık 10 saat süren bu zamanda yolculuk konulu bilimsel internet toplantısının özet kitapçığını okudunuz. Arkadaşlarımız bilgilerini paylaştılar ve hatta sonuçlar bulabilmek için tartıştılar neticede böyle eşsiz bir kaynak oluştu. Belki çok ilerilere gidemedik. Zamanda yolculuk olur ya da olamaz demedik ama zamanda yolculuk nasıl olabilir dedik. Olamazsa neden? dedik. Sizler de okudunuz.

Ben teşekkür ederim, beğenilerinizi bizimle de paylaştığınız için.

herşeyin mümkün olduğunu varsayalım, diyelim zamanda birileri yolculuk yaptı gelecek veya geçmişe, peki bunun ne amaçlı kullanılacağını km biliyor. Atomu parçalayan insanoğlu bile silah yaparken kim bilir elindeki bu gücü hangi amaçla kullanır.

yazı kısa olmuş ancak altına girilen ahkamlara olanak sağladığından dolayı koca bir teşekkürü hak ediyor..

yazı kısa olmuş ancak altına girilen ahkamlara olanak sağladığından dolayı koca bir teşekkürü hak ediyor..
saatoniki

sağol
yazıyı bir kaç yıl önce hazırlamıştım ve pilliye eklerken değişiklik yapmadan son paragrafını ekledim.
yazıyı yazdığımdan buyana geçen zamanda değşen düşüncelerim ve yorumda bulunan arkadaşlarında sunduğu fikirlerle bu konuda ilk baştaki düşüncelerimden farklı şeyler düşünüyorum.
yazımında bu kadar yorum alacağınıda pek beklemiyordum açıkçası

"Türk Milleti Düşün"

şimdiki zamanı yaşadıkta sanki... birde kalkmış gelecek, geçmişi düşünüyoruz garip insanoğlu.

geleceğe gitme veya geçmişi ziyaret etme kesinlikle söz konusu değildir.. sadece şu olabilir, siz ışık hızına yaklaştığınızda ( herhangi bir araçla olması mümkün olabilir) zamandan muaf olamazsınız ve sizin için her bir salise bir gün gibidir ve bence 1 saniye sonunda 1 yıl yaşlanmış olursunuz.. ben böyle düşünüyorum..

gerçekten çok güzel bir yazı ve çok harika yorumlar. şimdi herkes geçmişe gidip, olayların akışını değiştirmekten bahsediyor ya, ben de şunu merak ettim. mesela çoğumuzun düşündüğü gibi) geçmişe gidemiyorsak ama geleceğe gidebiliyorsak bile, mesela 2050 de ben atıyorum x noktasında olacağım ve 2008den 2050 senesine x noktasına gitmeye karar verdim. ama 2050de o noktaya geleceğimi bildiğim için x noktasına gitmiyorum. yani kozmik bir garipliğin içerisinde kendi kendimi ekiyorum ve orada olmuyorum. bu bile zamanın evrensel akışında bir boşluk, bir kırılma yaratır ve sanırım pek hoş olmayan şeyler çıkar ortaya.

Geçmiş uzayda bir yerde görüntü olarak kalabiliyorsa geçmiş görülebilir.ama gidildikçe bugüne gelinir yani geçmişe gidilemez.en son noktada ise yaşanan "an"a ulaşılacağından ve daha derine gitmek mümkün olmadığından (ki daha derin henüz yaşanmadığından zaten yoktur) zamanda yolculuk mümkün değildir.ulaşabileceğimiz en son nokta 1000 ışık yılı ötedeki bir yıldıza bakacak güçte bir teleskop yapıp onun hem sönmeden veya 1000 yıl önceki halini görmek hem de bu halin derinliğine bakabilmek olabilir.uzaylı paranoyasına bir çözüm olabilir belki...

if your band starts playing different tunes,i'll see you on the dark side of the moon

Zaman yolculuğu&uzaylı korelasyonu için bakınız Tayyare-i Meçhule. (Cihan Batur).

Harika bilgiler. Hem yazari, he de yorumlari ile bizleri bu denli aydinlatan katilimcilari yürekten kutluyorum. Tabii ki yillar gectikce mesafeler de azalmaya, yakinlasmaya basliyor. Kim bilir, belki bir gün isik hizini yakalamasak bile ona yakin hizlar yakalaya biliriz...

ışık hızına ulaştığımızda ne olacağımız kesin, çözülmüş enerji
Saniyede 300.000 kilometrenin üstünde bir hıza ulaştığımızda bu çözülmüş enerji halimizle etrafımızda olup bitenler hakkında yorum yapabilecek durumda olup olamayacağımız tartışma konusu:)
Ben düşüncenin günlük yaşamda bile insan beyninde ışık hızına ulaşabileceğine inanıyorum. Özellikle uyku esnasında.

hayatı HAFİF'e alın...

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Bu Site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır.

Son Yorumlar

coktutulan

RSS & Pillikutu